Nisan ayı, kurumlar vergisi beyannamelerinin gündemde olduğu; istisna, indirim ve teşvik uygulamalarının yeniden ve dikkatle değerlendirildiği en kritik dönemlerden biridir. Bu süreçte Ar-Ge/tasarım merkezleri bakımından özellikle gözden geçirilmesi gereken konulardan biri de ilave Ar-Ge indirimidir.
İlave Ar-Ge indirimi, klasik Ar-Ge indiriminin ötesinde, belirli şartların sağlanması halinde Ar-Ge ve yenilik harcamalarındaki artış üzerinden ek bir vergi avantajı sağlayan önemli bir mekanizmadır. Ancak bu avantajdan doğru şekilde yararlanılabilmesi için, uygulamanın yalnızca genel çerçevesinin değil, teknik ayrıntılarının da dikkatle ele alınması gerekir.
2016 öncesinde sistem daha sınırlı bir yapıdaydı. O dönemde yalnızca 500 ve üzerinde Ar-Ge personeli istihdam eden Ar-Ge merkezlerinde, ilgili yılda yapılan Ar-Ge harcamasının bir önceki yıla göre artışının yarısı ayrıca indirim konusu yapılabiliyordu. Uygulamadaki bu şart oldukça ağır olduğundan, ilave Ar-Ge indiriminden yararlanabilen merkez sayısı da doğal olarak son derece sınırlı kalıyordu.
2016 yılında yapılan Kanun değişikliği ile bu alanda önemli bir dönüşüm yaşandı. Bakanlar Kuruluna, bugün itibarıyla Cumhurbaşkanına, belirli kriterleri taşıyan Ar-Ge ve tasarım merkezleri için ilave indirim oranını belirleme yetkisi verildi. Ardından 10.08.2016 tarihli ve 2016/9092 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kriterler belirlendi. Daha sonra 10.01.2023 tarihli ve 6652 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile tasarım merkezlerini de kapsayacak şekilde gerekli genişletmeler yapıldı.
Bugün gelinen noktada, belirlenen göstergelerden herhangi birinde bir önceki yıla göre en az %20 artış sağlayan Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde, ilgili yılda yapılan Ar-Ge, yenilik ve tasarım harcamalarının bir önceki yıla göre artış tutarının %50’si ilave indirim olarak dikkate alınabilmektedir.
Burada dikkat çekmek istediğimiz önemli bir nokta daha bulunmaktadır. Birden fazla Ar-Ge veya tasarım merkezi bulunan şirketlerde bu kriterlerin merkez bazında mı, yoksa şirket bazında topluca mı değerlendirileceği konusunda uygulamada tereddüt bulunmaktadır. İlave Ar-Ge indiriminde her bir şirket bazında ayrı değerlendirme yapılacaktır.
Bizce uygulamadaki en özellikli başlıklardan biri ise şudur:
Ar-Ge merkezinin kurulduğu ilk yılda kıst dönem bulunması halinde ilave Ar-Ge indirimi nasıl hesaplanacaktır?
Uygulamada en fazla tereddüt doğuran konulardan biri budur. Çünkü merkezin kurulduğu ilk yılda çoğu zaman tam yıl değil, yalnızca faaliyete başlanan tarihten yıl sonuna kadar olan kıst dönem için Ar-Ge indirimine tabi harcama söz konusu olmaktadır. Buna karşılık izleyen yılda tüm yıl boyunca Ar-Ge harcaması yapılmaktadır. Bu durumda ilk yıl ile sonraki yılın doğrudan karşılaştırılıp karşılaştırılamayacağı, karşılaştırma yapılacaksa hangi tutarların esas alınacağı önem kazanmaktadır.
Bizim değerlendirmemize göre burada doğru yaklaşım, ilk yılın kıst dönemini ikinci yılın aynı ayları ile karşılaştırmaktır. Yani Ar-Ge merkezinin açıldığı tarihten sonraki aylara ilişkin harcamalar ile bir sonraki yılın aynı aylarına ait Ar-Ge harcamaları karşılaştırılmalı; bu artışın %50’si ilave Ar-Ge indirimine konu edilmelidir.
Örneğin bir Ar-Ge merkezi Eylül ayında kurulmuşsa, ilk yıl için Eylül-Aralık dönemi esas alınmalı; ikinci yılda ise yine yalnızca Eylül-Aralık dönemindeki Ar-Ge harcamaları dikkate alınmalıdır. İlk yılın kıst dönem harcaması 7.000.000 TL, izleyen yılın aynı dönem harcaması 10.000.000 TL ise, artış tutarı 3.000.000 TL olacaktır. Bu durumda, diğer şartların da sağlanması kaydıyla, 1.500.000 TL ilave Ar-Ge indirimi uygulanacaktır.
Aynı yaklaşımın, Ar-Ge veya tasarım merkezinin kapanması halinde de kapanış yılındaki kıst dönem bakımından dikkate alınmasının isabetli olacağını düşünüyoruz.
Öte yandan, konunun artık sadece hesaplama tekniği açısından değil, raporlama ve tasdik süreci açısından da ayrıca önem taşıdığını belirtmek gerekir. 49 Seri No.lu Tebliğ ile gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde yer alan istisna, indirim ve uygulamalardan yararlanılmasının, belirlenen şartlar dahilinde YMM tarafından düzenlenmiş tasdik raporu ibrazına bağlandığı; kurumlar vergisi yönünden de tasdik raporlarında hesaplamaların doğruluğu, yararlanma şartlarının sağlanıp sağlanmadığı ve vergi dışı bırakılan tutarların hesaplanma şeklinin açıkça ortaya konulmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Ayrıca tasdiki zorunlu işlemlere ilişkin raporların kurumlar vergisi beyannamesi ile birlikte veya beyan süresinin bitimini takip eden iki ay içinde elektronik ortamda gönderilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, yukarıda yer verdiğimiz ilave Ar-Ge indirimi hesaplamalarının da yalnızca beyanname üzerinde rakamsal olarak gösterilmesi yeterli olmayacak; rapora bağlanabilir, izah edilebilir ve tevsik edilebilir bir altyapı ile hazırlanması gerekecektir. Bu nedenle hem kriterlerin hem kıst dönem hesaplamalarının hem de dayanak belgelerin çok dikkatli takip edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Kurumlar vergisi döneminde Ar-Ge merkezi uygulamalarını gözden geçirirken yalnızca toplam harcama tutarlarına bakmanın yeterli olmadığını düşünüyoruz. Özellikle kriter artışlarının doğru tespiti, karşılaştırma dönemlerinin doğru belirlenmesi, kıst dönemlerin doğru yorumlanması ve artık bunların tasdik raporu mantığıyla hazırlanması, ilave Ar-Ge indiriminden sağlıklı şekilde yararlanabilmenin temel şartları arasında yer almaktadır.
Bu nedenle önerimiz, kurumlar vergisi beyannamesi hazırlık sürecinde ilave Ar-Ge indiriminin yalnızca “var mı yok mu” şeklinde değil; aynı zamanda hangi dönem esas alınarak, hangi kriter artışıyla, hangi merkez yapısı içinde ve hangi raporlama altyapısıyla değerlendirildiğinin ayrıca analiz edilmesidir.
Özellikle Ar-Ge merkezinin kuruluş yılının kıst döneme denk gelmesi ve bu hesaplamaların 49 Seri No.lu Tebliğ çerçevesinde tasdik raporuna konu olabilecek nitelikte hazırlanması, ilave Ar-Ge indirimi uygulamasında dikkatle takip edilmesi gereken en önemli durumlardan biridir.
Güven AYYILDIZ
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Ar-Ge ve Teknokent Uzmanı